Türk İnsanı ve Motivasyon Sorunu
Sizde karşılaşmışsınızdır, iyi olduğumuz günlerde oynadığımız müsabakalarda çok iyiyizdir, kötü olduğumuz günlerde ise berbat. Belli bir istikrarı tutturamayız, ya çok kalpten oynarız olmaz denilen işi başarırız ya da dereyi geçerken boğulup bir çuval inciri ziyan ederiz. Belli bir rutinimiz ya da istikrarımız yoktur. Kimden mi bahsediyorum; tabiki ilk olarak Türk sporcusundan sonrada bağlantılı olarak Türk insanından.Yıllardır gazetelerde, televizyonlarda şu tarzda yorumları duymaktan bıkmıştımki iki gün önce karşımda Türk Voleybol Takımını ve kesin yeneriz, gözlerimizi kapatsak yine yeneriz, yedekler ile çıksak yenilmeyiz denilen Bulgaristan Voleybol takımını buldum. Yenilme ihtimalini hiç düşünmeyen yorumcular, yöneticiler ve tabi ki oyuncular maçtan sonra neredeyse intiharın eşiğine geldiler. İlginç. Dediğim gibi, ya çok iyiyiz ya da berbat, belli bir istikrarımız bulunmuyor. Ayrıca sorunun nereden kaynaklandığınında farkında olmamamız bu durumu değiştirmek, geliştirmek için adım atmamızı engelliyor.
Maçtan bir gün sonra Türk Voleybol takımı 3.lük 4. lük maçına çıkıp İsrail takımını 3-0’lık skorla yendi, maç sonrasında uzatılan mikrofonlara konuşan herkes, yenilgi ile sonuçlanan Türkiye – Bulgaristan maçının sonucu hakkında yorum yapıyor ve nasıl olduğunu anlamadık çok üzgünüz diyorlardı. Rakibini küçük görüp yenilmenin dışında yıllardır anlayamadığımız bir konu olan disiplin ya da motivasyon hakkında tek bir kelime dahi geçmedi.
Sporu ve voleybolu bir kenara bırakıp şimdide Türk İnsanına gelelim. Sizce fark var mı? Örneğin Almanlar’ın disiplinli olduğu konuşulup durur, Alman marka arabalar da belli bir kalite söz konusudur, 30 yaşındaki Mercedes’lere hala dünya kadar para verirken aklımızdan ne geçiririz; Alman arabası ve Mercedes, 30 yaşında da olsa bana sıkıntı çıkartmaz. Bizler için böyle bir konuşmanın geçtiği bir yerde bulundunuz mu? Tabi ki hayır.
Konu biraz dağılmış gibi gelebilir fakat hepsi birbirine bağlı, motivasyon sağlamak ve korumak, istikrar ve yaptığın işi iyi yapmak.
Bizim tarafımızda, bir iş kolaysa ya da son noktaya gelmediyse, gerekli özeni göstermeden o işi yapmaya ve günü geçiştirmeye çalışabiliyoruz ve gün sonunda bize kalan sadece hüsran olabiliyor. Türk Milli Futbol takımının gidemediği Dünya Kupası 2010’un ön eleme maçlarını hatırlayın, kolay maçlarda alınan yenilgiler ve arkasına daha zor maçlarda alınan galibiyetler, peki sonuç, tabiki “Bu dünya kupasında bizim yerimiz olmalıydı” cümleleri. Daha temel de düşünecek olursak sorunun kaynağı daha derin, çoçuklukta alınan (aslında alınamayan) eğitimlerde.
Daha birçok spor dalını ya da gündelik hayatlarımızı düşünüp örneklerimizi arttırabiliriz. Belli bir disiplin altında eğitim görmediğimiz için bizi disipline edecek ya da zorlayacak bir durumun olmadığı şartlarda ipin ucunu kaçırıyoruz. Zaman zaman ipin ucunu kaçıranlar sporcular oluyor, zaman zaman siyasetçiler, zaman zaman yolda aracının içindeki şöför.
Evet, şimdi biraz kendinizi düşünün birçok konuda ne kadar istikrarlısınız ya da başladığınız işlerde motivasyonunuzu ne kadar koruyabiliyorsunuz. Golü atana kadar mı yoksa maçı bitirene kadar mı?
![TMresimler.com_4[1]](http://benemre.com/wp-content/uploads/2010/07/TMresimler.com_41-300x179.jpg)