Galatasaray - Sivas Spor

- Sivas Spor

Bu soru Sayın Ömer Üründül’e sorulsaydı cevabı şu şekilde olurdu : Bence Herkeste.(ve cümle burada biterdi)

Sayın ’a sorulsaydı cevabı buraya yazmayacağım çünkü çok uzun ve halisünasyonvari örnekler ile herkesi suçlayacağı için okumazdınız.

Peki bu soru bana sorulursa cevabım nasıl olur, işte tam aşağıda yazdığım gibi.

Dün gece Süper Lig’in 2010-2011 sezonunu Galatasaray ile Sivas Spor’un yaptıkları maç ile açtık. Maç 2-1 Sivas Spor’un galibiyeti ile sonuçlandı. Aslında geçtiğimiz senelere bakıp istatistiksel olarak bir rapor çıkartacak olursak Galatasaray’ın Sivas Spor karşısında aldığı bu yenilgi çok şaşırtıcı bir durum değil. Geçtiğimiz senelerde de Sivas Spor’a puan ya da puanlar kaybedilmişti. Oynan maçın kısa analizini yapacak olursak, maça oldukça hızlı ve baskıyla başlayan Galatasaray 7. dakikada aradığı golü erken buldu. Erken atılan goller herzaman risktir, takım içgüdüsel olarak kendini savunma hissiyle geriye çekilebilir, oynayan ayaklar stresse girebilir, yapılmak istenilenler yapılamayabilir, dün akşam da durum çok farklı olmadı. İlk yarının sonunda gelen şok Sivas golü tüm planları alt üst etti. İkinci yarıdaki Sivas Spor’un ikinci golü ise Galatasaray’ın atağa çıkarken kaptırdığı bir golden geldi.

Futbol basit bir oyun, yapılması gerekenler ve yapılmaması gerekenler açık, dün akşam Galatasaray golü attıktan sonra sahaya iyi şekilde yayılamadı ve basit hatalar sonrasında goller geldi.

Tabi yenilen iki golde de büyük defans zaaflarını göz ardı edemeyiz. Neil sezonu hala açamamış, rakibin topla geçtiği her pozisyonda faul yapmaktan öteye geçemedi ki, hemen hatırlayalım ilk gol Neil’in yaptığı faul sonrasında kullanılan serbest vuruştan geldi.

sürekli çırpınır, sağa sola koşar, şut atar pozisyonda fakat hala bunların yanına takımdaki arkadaşlarını oynatması gerektiğini eklemesi gerektiğini anlayabilmiş değil. Bireysel yetenekleri için söylenecek birşey bulunmuyor fakat futboluna artık bulunduğu takımı yönetme meziyetlerini de katması gerekli.

Kaleci Aykut, bazı pozisyonlarda çok iyi fakat yediği basit goller sürekli akıllarda soru işaretleri yaratıyor, bir sezon bu takımda kalecilik yaparsa seviyesini yukarıya çekebilir, Leo Franco’dan ne kadar kötü olabilir diye de insan düşünmüyor değil zaten.

Kewell için ayrı bir yazı yazmak gerekiyor çünkü ne olursa olsun belli bir seviyenin altına hiçbirzaman düştüğünü görmüyoruz, dün akşam da pozisyonlar buldu, gollük vuruşlar yaptı. Ne zaman nerede duracağını iyi biliyor. Arda’nın tersine gücünü en iyi şekilde kullanıyor.

Bunun dışında yeni transfer için şu anda konuşmak çok erken.

Kim suçlu ya da kim suçsuz diye bir konuya girmek daha sezonun başındayken çok yersiz, tabi dün ve bugün yayınlanacak spor haberlerini izlerseniz Galatasaray’ın sezonu bu yenilgi ile kapattığını, Avrupa’da bir sonraki turda eleneceğini, ’ın, ’i de yanına alarak derhal istifa etmesi gerektiğini hatta Rijkaard’ın da zaten futboldan anlamadığını dinleyeceksiniz. Özellikle, - Ahmet Çakar Show’u kaçırmayın.

Bu takımı Rijkaard yönetiyor diye birçok oyuncunun koşarak geldiğinin hepimiz farkındayız, yönetim tarafında da iyi işler yapıldığı gözler önünde (FIFA kriterlerine uymak, Stad yapımı, Futbol A.Ş ile Sportif A.Ş’nin birleştirilmesi, Ada’nın kullanıma açılması…)

İçinde bulunduğunuz günü değil de birkaç ayı ya da birkaç yıl sonrasını düşünecek olursanız yapılanlar gayet başarılı görünüyor.

Tabi bu arada unutmadan, takımın başına kimler geldi kimler geçti, hangi yönetici çok sevildi, hangi yöneticinin yaptıkları takdir edildi, düşünün! Geçen sezon müthiş transferler sonrasında yerlere göklere sığdırılamayan Haldun Üstünel, sezon sonuna doğru istenilen verimin bu oyunculardan alınamaması sonrasında hedefteki adam haline gelmişti, hatırlayın.

Eğlenceli bir maçtı, iki takımda zaman zaman sertleşen mücadele boyunca elinden geleni yaptı, güzel pozisyonları ve golleri bize izlettiler.