Daha önceki bir yazımda mahşerin 3 atlısı diyerek, Sayın Erman Toroğlu, Ahmet Çakar ve Reha Muhtar’dan biraz bahsetmiştim. Fakat son Arda Turan ve Şerefli Şerefsiz gelişmelerinden sonra kısa bir yazı yazmak istedim.

Aslında Ahmet Çakar kimdir diye baktığımızda zamanında birinci ligin orta sıra takımlarında top koşturmuş sonrasında belirli bir süre hakemlik yapmış ve en sonunda ise televizyonlara transfer olarak belkide ne futbolculuğunda ne de hakemliğinde yakalayamadığı populariteyi yakalamış bir kişi portresi görüyoruz karşımızda.

Galatasaray'ın golü için, kol böreği benzetmesini yaparken. 'Kol gibi hocam acıtıyo tabi' dedi.

Galatasaray'ın golü için, kol böreği benzetmesini yaparken. 'Kol gibi hocam acıtıyo tabi' dedi.

Fakat bu populariteyle birlikte omuzlarına binen yükü kaldıramadığı ve kişiliğinde belkide geri dönülemez değişimler oluştuğuda apaçık ortada. Durduk yere ben futbolcu iken bu hastalığı geçirdim, kendime bakmadığım ve çok seks yaptığım için yakalanmıştım gibi abuk subuk açıklamalar yapabiliyor örneğin. Ahmet Çakar ile danışıklı dövüş yapmalarıda artık gerçekten can sıkıcı. Yaptıkları program boyunca bu kadar gerilim yaratmaları ve binbir türlü entrikayı izleyicilere gerçekmiş gibi anlatmaları gerçekten sinir bozucu.

Erman Toroğlu artık Hakimlik yapmayı bir kenara bırakıp doğru dürüst pozisyon yorumlayabilirse bu işe devam edebilir yoksa futbolculuktan hakemliğe, hakemlikten yorumculuğa derken artık TV ekranlarından emekliliğe hızlı bir geçiş görebiliriz diye düşünüyorum. Eh zamanıda gelmişti aslında.

Erman Toroğlu’yu bir kenara bırakacak olursak, birçok spor programında durumun pekte iç açıcı olmadığını söyleyebilirim. Özellikle futbolu neden izliyorum, zevk almak eğlenmek için. Kimin yenip kimin yenildiği çokta umrumda değil, fakat TV’de bir spor programı izlerseniz sanki savaş yapan iki ekibi yorumlayan kişileri izliyormuş havasının estirildiğini rahatlıkla görürsünüz. Oysaki birçok spor severin istediği pozisyonların düzgün şekilde yorumlandığı bir program izleyebilmek.